Şiir Sarnıcı

KISA KISA EN KISA DENEMELER
Deneme

KISA KISA EN KISA DENEMELER

EN KISA DENEME-1

Deneme, deneyime gönül eğlendirmektir; ne deneme tahtası ne de bilginin kâhyasıdır. 

EN KISA DENEME-2

Gündelik yaşamın normal ölçü ve ağırlıklarını, tereyağından kıl çeker gibi başkalaştırdık. Ne kadar da ustayız; iş bulamayan çocuğumuzu çok çalışmamakla suçlayıp üzerimizdeki yükten kurtulduk örneğin. 

EN KISA DENEME-3


Şiir kitabını okurken tek bir ses duymalıyız; şairin sesi. Şairle kafa kol olmalı ve telaşlı dünya aradan çekilmelidir. Öyle olmuyorsa okumayın! Serin bir kavak gölgesinde uyuyun, başınız ağrımaz. Ya da kısa kısa deneme okuyun. 

EN KISA DENEME-4

‘Benim yaşadığım zamanda dolu dolu öyküsü olan öyle yazarlar, şairler vardı ki yakından baktığımızda kendileri içlerinde yoklardı…’ Dostlar bu tümceyi okuyabilir misiniz bilmiyorum ama bu, edebiyat tarihinin bir gerçeğidir. Hem de Türk yazınında acının en acısı acınası bir gerçek… Bu tümceyi bir kenara not ediniz; anlamına ulaştığınızda fazla söze gerek olmayacaktır.  

EN KISA DENEME-5

Yazdığınız şiirin, öykünün, çizdiğiniz resmin, anlattığınız masalın; sağında, solunda, önünde, arkasında yoğunlaşmanıza engel olacak hiçbir dış etkene izin vermeyiniz… İster gerçek ister gerçeküstü ister soyut ister somut ister sanal ne yazarsanız yazın, temel kural kendi iç dünyanızdır; safsatalara izin vermeyin. 

EN KISA DENEME-6

Şair öykü ve ritüellerinin kıçına teneke bağlayıp kuru alkış tutanları, çok dikkate almamak gerek; onlar, boşa atan avcı gibi akşam hüznüyle evine dönerler.

EN KISA DENEME-7

Türk şiirinin en önemli sorunu nedir diye sorsalar, düşünmeden: “Türk şiirinin temel sorunu, Türk şairinin kendisidir.” diye yanıtlardım. 

EN KISA DENEME-8

Estetiğin doğuma hazırlandığı rahim, kişisel algı ve yargının özgünlüğü ile ortamın özgürlüğüdür. Şiddetin bulunduğu yerde özgünlük ve özgürlük olmaz. 

EN KISA DENEME-9

Şiir veya herhangi bir yapıt, okurun/izleyicinin duygu durumunu olabildiğince yüksek düzeyde hareketli tutma amacı taşımalıdır. Bunu yapmayan ve duyguyu etkisi altına alamayan yapıt, sadece var olan bir yazı veya nesnedir. 

EN KISA DENEME-10

Dilsel şiddet, maytap geçmeden başlayıp küçük düşürme ve sözlü saldırıya, hakaretten küfre kadar varan konuşma dilidir. Bir başkasını incitmeye, onun duygularını ve saygınlığını ezmeye yönelik sözlü eylemler bütünüdür. 

EN KISA DENEME-11

Şiir incelemesi; şair ve şiirin üzerinden edebiyat parçalamak değildir. Şiir incelemesi, şiirin sanatsal, şiirsel ve estetik değerini ortaya koymaktır. Bu da sanat bilimine dayalı bütünlüklü bir sistemle yapılabilir. Bunun dışında yapılan şiir incelemeleri ve yazınımızdaki çoğu şiir incelemesi, şiirden anladığının iç dökümüdür.

EN KISA DENEME-12

Şiire giydirilen şiddet, dilsel şiddettir; “ben” kavgasının en etkili ve uzun menzilli silahıdır. Dilsel şiddet ortamından beslenen şiir okuru, bu silahı en kısa zamanda edinip diline takar.  

EN KISA DENEME-13

24. İzmir Kitap Fuarında; bir hafta boyunca yayıncı, yazar ve şairleri özellikle izledim ve gözlemledim. Çok ilginç; hiçbirisinin kendi yazdıklarından başka diğerlerine ayıracak zamanları yoktu; düşündüm ki okumadan yazıyorlar. 

EN KISA DENEME-14

Bazı şiirler var ki şarap gibidir. Ya hemen içime hazır olur ya da bekletirsin; yıllar sonra şuruba dönüşür. Yıllar geçmesine karşın şiire bir türlü asıl olması gereken anlam ve estetik değeri veremezsin. Bazı şiirler var ki kısa bir sürede olgunlaşır, kanatlanır; uçup gitmiş konmuştur ruhların köşesine. Şair kafası, ne zaman nasıl bir şey yapacağı belli olmaz. Açıklaması var mı? Şimdilik yok.

EN KISA DENEME-15

Coşum, duyguların ayartılmasıdır. Estetik hazdan önceki coşkunluk durumudur. Bir anlamda duyguların uyandırılıp maceralı bir gezintiye çıkarılmasıdır. Temiz ay ışığı ve iyi bir şiir eşliğinde gidemeyeceği yer yoktur. 

KISA DENEME-16

Sanat, en güvenilir tarihsel bilgidir. Çağını yadsıma ya da olduğundan farklı gösterme yeteneği yoktur. Tarihçiler, tarihi yazarken sağlama yapmak istiyorlarsa tarih bilgilerini sanat tarihiyle birlikte değerlendirmelilerdir. 

KISA DENEME-17


Hakkınızla tırnaklarınızı taktığınız yer olmalı bulunduğunuz makam. Ne bir basamak aşağı ne bir basamak yukarı. Liyakat da adalet de işte o zaman kendini göstermeye başlar. Sanattan ekonomiye kadar her alan, güler yüz göstermeye başlar. 

KISA DENEME-18


Sanat, rastlantı yeteneklere bırakılacak kadar yüzeysel bir iş değildir. Sanat bilimi yanında bütün bilimlerin eşgüdümünü gerekli kılar. Yetenek, yanında donanım ister. 

KISA DENEME-19


Yolunda dosdoğru giden bir insanın öyküsü oldukça basittir. Ya varmıştır ya da varmak üzeredir. 

KISA DENEME-20

Ben şiirde ağız dolusu bir dil duymak isterim. Ağız dolusu dil, ne dil oyunlarıyla ne de dil buyruklarıyla kurulur. Anlamın, insanı kavrama gücü ve duygu değeri ile kurulur. 

EN KISA DENEME-21

Türk şiiri, özellikle ödül ve eleştiri sistemi; yalan yanlış bilgilerle, öğreti ve inanç saplantılarıyla, aktarma ve kulaktan dolma söylemlerle düğün atı oynatma alışkanlığını aşmalıdır artık. Şiir gibi ölçütü ve değerler dizgesi (parametre ve paradigma) çok fazla olan sanat alanlarında sığınabileceğiniz tek yer, olabildiğince bilimsel verilere sadık kalmak ve şeffaf davranmaktır. Saygınlık ve güven kazanmanın biricik yoludur.  

EN KISA DENEME-22

Okurlar, sanatçılar veya sanat eleştirmenleri; egolarına yenilerek, öğreti, inanç, öğrenilmişlik ve önyargı zinciri altındaysa; zihinleri bazı edinilmiş kalıplardan dolayı baskı altındaysa; estetik kaygı diye tanımladığımız durum farklılık gösterir. Bu durum, estetik kaygıdan dayatmacılık ve yararcılık kaygısına evrilir. Bu, sanat dünyasında yaşanagelen ve bugün yaşadığımız en geçerli davranış gibi görünen temel sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösterir.  

EN KISA DENEME-23

Şiirin anlam katmanı; şairin bilerek ya da bilmeden yaptığı, okurun şiir iletileri ile yaşamsal izlerinden ulaştığı ve şiirsel düzlemde sessel, görüntüsel, anlatımsal, çağrışımsal, coşumsal tüm olguların ürettiği okunabilir anlamsal varlıklardır. Anlatım, ses, çağrışım, coşum ve estetikle bağıntılıdır.  

EN KISA DENEME-24

Biçim, yapıtın temel taşıyıcısıdır; dilsel veya sanatsal tüm özelliklerin yapıt üzerine giydirilmiş bir formudur. Yapıtın nesnel varlık katmanları ile duyusal varlık katmanlarının toplamından oluşur. Yazınsal yapıtlarda biçimin şekilsel özellikleri önemli bir yer tutmaz. Görsel sanatların aksine şiir, ağırlığını ses, anlam ve anlatım olanaklarına bırakır. Çünkü şiir bir heykel ya da resim değildir, şiirin kullandığı malzeme dilin kendisidir. Dilse biçimle değil, anlam, anlatım ve sesle nesnelleşir.  

EN KISA DENEME-25

Konuşmayı öğrenir öğrenmez her çocuğun düşlerine sıra sıra çitler çekilmeye başlar. Kimine geçilebilir kimine geçilemez çitler örülmüştür dünyayı ve yaşamı anlayıncaya kadar. Ya öğretiler gibi kalıplara bağlanmış ya da dinler gibi kesin kabullere yaslanmış çitlerdir bunlar. Hangisi olursa olsun demirden bir çerçevedir ki çerçeveyi kırabilen çocuklar, dünyayı daha yaşanabilir duruma dönüştürmeye aday olanlardır.   

EN KISA DENEME-26

Çağımızda kurulu modern sistemler, aydın olduğunu varsayan insanları kendine bağımlı kılmakta, istediği kıvama getirmekte, gereklerini dikte etmekte, bireysel estetik algı ve estetik yargısını yavaş yavaş olumsuz yönde dönüştürmektedir. Bu durum, yaşadığımız çağın en büyük ve alt edilemez sorunlarından biridir. 

EN KISA DENEME-27

İnsanı olumlu tutum ve davranışlara yöneltmek, duygudaşlık, düşünme, düş ve imgelem yetisini güçlendirmek için; dürüstçe ve çıkar kaygısı gütmeden şu dört konunun üzerine toplum olarak gidilmelidir. Bunlar; Duygu Yönetimi, Beğeni Yönetimi, Sanat Eğitimi ve Sevgi Eğitimi’dir.

EN KISA DENEME-28

Estetik algı ve estetik değer yargısı, insanın yaşamsal algıları ile bir bütündür ve her insan zihni bu algı ve yargı için hazırdır. Şairin, okurda hazır olan bu estetik algı ve yargıyı doğru harekete geçirmesi ve uygun yönetmesi gerekir. Şöyle bir çıkarım vardır; şair kendi beğenisini kendisi oluşturur. Sözün özü, şair kendi beğenisini kurar, yayar; ancak bunu yaparken okur dünyasının renklerini kullanmak zorundadır. Vazgeçilemez ve karşılıklı ilişkidir. 

EN KISA DENEME-29

Şiirde alışılmamış bağdaştırmalara başvurmanın temelinde, insan zihninin derinliklerinde hiç dokunulmamış alanlarda yeni görüntü ve tasarımların oluşmasını sağlamak yatar. Bu nedenle alışılmamış bağdaştırmalar, şiir dilinin sanatsal özellikleri arasında en önemli ve çarpıcı şiirselliği sağlayan dilsel, duyusal ve zihinsel olgudur. Aynı zamanda şaire, dilsel ve sanatsal yaratıcılık ortamı sunar.

EN KISA DENEME-30

İmge; okur birikimi, anlam ve çağrışımın toplam sonucudur. Şiirdeki anlam sisteminin nesnel halidir. Özellikle şiir gibi örtük ve anlam alanı geniş dil kullanan sanatlarda; çokanlamlılık, çağrışımda rastlantısallık dolayısıyla anlamda rastlantısallık mutlaktır. İmge sadece iki uzak söz kaynaşmasıyla değil, sözcük, söz kaynaşması, deyim, dize, mısra, kıta veya şiir bütünlüğünden doğurulabilen sonuçlardır. Sözle görünüşe taşınan değerlerdir ve aynı zamanda okurda yeni imgelem alanları yaratma gücüne sahiptir. 

EN KISA DENEME-31

Bugün düşünebildiklerimiz, gelecekte tasarımı ve yaşama geçirilmesi çoğunlukla olanaklı olanlardır. Hele özlenenler daha yakındır. Geçmişte ütopya diye adlandırılan düşlerimizin pek çoğu gerçekleştirilmiştir; somut-soyut anlamsal bütünlük veya nesnellik kazanmışlardır.

EN KISA DENEME-32

Dünyanın olumlu, en güzel ve yüce duygusu sevgidir. Güzellik karşısında büyüyen bir duyumsama eylemidir. Pek çok düşünürün söylediği gibi sanat güzeli görünüşe çıkarmak, insanı güzel ve yetkin ruha taşımaktır. Sonuç olarak insanda sevgiyi ve yaşam sevincini yaratmaktır. Sanat sevmektir; sevmekse şiirdir, şiirselliktir.

EN KISA DENEME-33

İnsanı, insana egemen kılmak ve insanı öğrenilmiş maddiyata dayalı hırslarla donatmak yerine; insanda sevgiyi egemen kılmak, pek çok sorunun üstesinden kolaylıkla gelecektir.

EN KISA DENEME-34

Çevremize çekilmiş görünür olmayan demir çember, aynı zamanda aklın evrimi önüne konmuş aşılması zor bir engel sistemidir. Sanat adamı, çemberi kırmak için beyaz dünyaya değil; iç dünyasına dönmeli ve biçimsel aklın yolunu kendisine kapatmalıdır. Popülariteye değil, gerçekliğin kucağına dönmelidir. Bu durum, küçük bir fındık uğruna neleri kaybettiğimizin farkında olamadığımız gerçeğidir. 

EN KISA DENEME-35

“İmgelem-İmge-İmgelem[1]” üçlüsü nedir? Şiirin yazılışından insanla gelecekteki ilişkisine kadar bütün sanatsal sürecini açıklayabilir mi bu üç sözcük?  İmgelem-imge-imgelem süreci; şiir, resim, müzik gibi tüm yapıtların doğuma hazırlık safhasından doğumuna, imge ve iletilerini kurmaktan okurda yeniden bir imgelem dünyası yaratmasına kadar izlenen zorlu bir yoldur.

EN KISA DENEME-36

Bilmemesiyle suçlanamaz ki insan. Ne bilmediğini bilmeyen kişi için var olan, yok hükmündedir. Zaten bizim biçtiğimiz değerle bir anlam kazanmıyor mu, var olan?  

EN KISA DENEME-37

Ben insanoğlunun bulunduğu yerde, işlerin olması gerektiği gibi yürüdüğüne güvenmem. En zor konu, en kısa zamanda çözümlenirken en basit konu, yıllarca çözümsüz kalabiliyor.

EN KISA DENEME-38

“Akıl sahibi insan; ne kendisi ne bir başkası hatta ne de Tanrı için bir araç olabilir.” demiş Kant. On sekizinci yüz yılda söylemiş hem de…   

EN KISA DENEME-39

“Düşüncenin özgür olması” tamlamasından ne anlıyorsunuz? Bu konu gerçekten sıkıntılı bir durumdur. Özgürlük kavramını az çok bilen herkes “Ben özgür düşünüyorum” diyecektir. Şu anda sizin düşünceniz ve düşün sisteminiz gerçekten özgür mü? Bunu, tarafsızca sorgulamanız mümkün mü? Bu konuda kuşkuya düşmüyorsanız ciddi sıkıntınız var demektir. Kendi kendinize basit bir test işte.  

EN KISA DENEME-40

Şair ve yazarın ilk işi iyi bir okur olmaktır; iyi bir okur olmayan her birey ne söylendiğini anlamadığı gibi neyi bilmediğini gösteren bilgilerin de ayırdına varamaz. Bu durumda çok yazan ama yeni bir şey söylemeyen, kavram-terim-sözcükler arası anlamsal bağıntıyı kuramayan ve sadece öykünen yazarlar/şairler sürüsü türer; bu kaçınılmaz bir sonuçtur.

EN KISA DENEME-41

Okur duygusunu ele geçirmek, onun hem ekonomik yönelimini hem beğeni karar yargısını ele geçirmek anlamına gelir. Yani yapıtla okur arasındaki estetik değer ve estetik algı ilişkisi, kurulmuş demektir. Gönül kazanılmışsa gerisi su gibi…

EN KISA DENEME-42

Her şeyden önce özgür ve özgün düşünebilme yeteneği kazandırılmalıdır gençlere. Bilinçlerini, dayatılmış kalıplardan kurtarıp gerçekliğin ve gerçeküstü dünyanın kucağına koşulsuz bırakıvermek gerekir. Düş ve anlam dünyalarına güvenmeliyiz. Bu kuşak kötü değil, düş dünyası travmatik değil; daha insancıl, daha çağcıl, daha yaratıcı ve daha sevecendir.  

EN KISA DENEME-43


Bilimsel bulgu ve olgulardan yeterince payını almayan; çoğunlukla tarihsel süreçte ne olup bittiğinden habersiz olan; diğer yandan öğrenilmiş kalıpların veya mistik düşüncenin sınırlayıcı ve tutuculuğunu erdem gören; günümüz şairinin yazdığı şiir, elbette bağnaz ya da tutucu olacaktır. İlginç olanı ise bu temel sorunun tanımlanmasında olduğu gibi çözümlenmesinde de çağcıl bilince gerek duyulmasıdır. Çağcıl bilinç yoksa var, zaten yoktur.  Sorun da burasıdır. 

EN KISA DENEME-44


Çağdaş sanatın öncülüğüne soyunmuş gelişmiş toplumlara bakarak ayak uydurmaya çalışan az gelişmiş toplumlar, daha modern sanat anlayışını içselleştirmeden postmodern ve çağdaş sanat anlayışına özgü şiir yazmaya çalışırlarsa ister istemez taklitçiliğe düşmekten kendini kurtaramazlar. Toplumsal bilinç ile sanatçının anlatısı arasında önemli bir uçurum doğmuş ise burada düşünülmesi gereken önemli bir sorun var demektir.

EN KISA DENEME-45

Yayın ortamlarını sağından solundan çekiştirip burun kıvıran yazar-şair dostlar. Amacınız yazına ve insanlığa katkıysa, yapıtlarınız okunsun da nerede okunursa okunsun; okurların ulaşabileceği yerde olsun da nerede olursa olsun. Bulunduğunuz yayın ortamı neresi olursa olsun; tarafın, tarafı önemli değil; bilginin durduğu taraftır asıl olan. Bundan ötesi, algıda seçicilik diye dayatılan ben büyüğüm sendromudur.     

EN KISA DENEME-46

Sanat yapıtı, buna şiir de dahil, olağan bir görünümdeyse ve sıradan bir düzlemde hareket ediyorsa sanatsal değeri yüksek bir yapıt adayı değildir. İyi ve kalıcı sanat yapıtı, algıda seçiciliği, akılda dengeyi ve duyguda durağanlığı bozandır.  

EN KISA DENEME-47

Yirminci Yüzyıl aydınları sanat anlayışının tersine, sanat ne öğretilerin ne inançların ne de baskın güçlerin sıradan oyun bahçesidir. Aklın yaramaz tutumunun somut varlığıdır sanat. Aklın bilirkişisidir. Evrimin sözel ve görsel tanığıdır. Söylendiği gibi ne şiir akıl dışıdır ne resim renk tasarımıdır ne de müzik sadece bir ses uyumudur. İnsanın sahip olduğu duygu, zihin ve düş gücünün; fiziksel, kimyasal ve biyolojik nesne, hareket veya sese dönüştürülmüş şeklidir. Aynı zamanda yeni bir zihni gerçekliğin tasarımlanması ve zihinsel gücün evrilebilirliğinin göstergesidir.

EN KISA DENEME-48

Sanatsal yaklaşımlar, düşünürler ve şairler; konuya nasıl bakarlarsa baksınlar; ben şiirde kalıcılığı, estetik ve şiirsel değer varlığını; yaşamsal ve vazgeçilemez ögelerin anlamsal, ağır ve felsefi olarak görünüşe taşınmasında buluyorum. Anlamsal derinliğin, okurdaki imgelem uzamını ve şiirdeki lirizmi daha seviyeli oluşturacağına inanıyorum. Şiiri kalıcı yapan ve geleceğe taşıyan değerleri de…

EN KISA DENEME-49

Gençlik ciddi anlamda kaygılıdır; bunu siz yarattınız. Kafanızda yaşayan çağdışı havayı görüyorlar. Hiçbir uygulamanıza güvenmiyorlar; bunu da siz yaptınız… Bugünün zekâsı, kişilere bağımlı uygulamalara değil; sistemin sürekliliğine, işlerliğine, doyuruculuğuna ve adaletine güven duymak istiyor; işte bunu göremiyorsunuz…

EN KISA DENEME-50

Kim istemez yaşamak yük değil zevk olsun
Umut gökyüzü, özlem keyfe keder
Tuttuğum el sıcak, çaldığım kapı boş çevrilmez olsun.
İsterim ki yaşamak kavgadan uzak 
Korkudan bağımsız, şiddete dimdik 
Yalnızlığa küs olsun… 
(…) 
İstedim ki bu deneme de şiirsel olsun.


[1] Ayrıntılı bilgi için “İmgelem-İmge-İmgelem” isimli kitaba aşağıdaki bağlantıdan bakabilirsiniz.
https://siirsarniciyasarozmen.blogspot.com/2020/04/imgelem-imge-imgelem.html
528 görüntüleme
0 beğeni 0 yorum

Yorumlar

(0)

Yorum yapmak için giriş yapın

Giriş Yap

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!