Şiir Sarnıcı

EVRİMSEL SANAT YAKLAŞIMI
Essay

EVRİMSEL SANAT YAKLAŞIMI

EVRİMSEL SANAT YAKLAŞIMI

Belli başlı sanat akımları; insanın kültürel gelişim düzeyine koşut gelişim gösterdiğini, bilgi birikimine, insanın dünya ve yaşam algısına göre şekillendiğini söyleyebiliriz. Bir bakıma sanatın gelişim süreci, sanatın tarihselliği içerisinde insanlık tarihinin fotoğrafik görüntüsüdür diyebiliriz. Sanat yaratı dünyasını ve insanlık tarihi ile bağıntısını anlamak için, bu dönemlere fazla ayrıntıya girmeden kısaca göz atmakta yarar olduğunu düşünüyorum. Şunu da gözden kaçırmamak gerekir; sanatsal dönemlerin, hatta akımların her biri büyük hacimli, ayrıntılı inceleme ve çalışma konularıdır. Burada konumuz bu olmadığı için kısaca kendi yorumlarım bağlamında bu dönemleri özetlemek istiyorum. 


Klasik sanat anlayışını henüz insanın kendini tanıma ve gerçekliği taklit aşaması, romantizm dönemini ise sanatın insanla ve insanın asıl amacıyla bağ kurduğu bir dönem olarak değerlendirebiliriz. Bu nedenle, klasisizm ve romantizm dönemine ilişkin çok ayrıntıya girmeyeceğim. Çünkü asıl insanın kendini gerçekleştirmesine yönelik sanat, 17. yüz yıldan itibaren başlar. Yani modern sanat anlayışı, sanatsal nüvenin insanı, bilimi, bilgiyi ve aklı ele alması ile başlar diye kabul edebiliriz.   

Modern sanat dönemini iki farklı bakış açısından ele alarak değerlendirmek gerekir. Birincisi teknik uygulama, yani sanat edimi açısından ele alınmalı, ikincisi ise sosyal ve psikolojik açıdan, yani imgelem açısından değerlendirilmelidir. Modern sanata sanat uygulamaları kapsamında teknik yönden baktığımızda farklı görünüm ortaya çıkar, sosyal ve psikolojik temelli imgelem çerçevesinden baktığımızda ise daha ilginç bir sonuç karşımızda buluruz. 


Sanat uygulamalarına teknik yönden baktığımızda, modern sanat anlayışı sanatın yenidünyaya uyarlanması, yani teknik yenidünya ile insan ilişkileri ve zihinsel yetilerin bir düzleme oturtulması dönemidir. Her olanak, teknik araç, bilimsel çalışma verileri, insani değerler ve yaşamsal değerler; sanatsal etkinlik ve eylemlerin içinde var olmasına çaba gösterilmiştir. Bu dönem, insanı bulunduğu yerden çekip çıkarmaya yönelik ayakları yere basar oluşumların keşif dönemidir. Başka bir deyişle modern sanat dönemi, sanatın olgunluk dönemidir. Yani sanatın insan algısında var oluş şekli ile biçimlendiği dönemdir. Sanatçı ve sanat yaratılarının hareket aldığı temel nokta, evrimsel gelişime ve devimsel bir sürece sahip olmasıdır. Yani sanat “evrimsel”dir, “devimsel”dir. İşte bu yüzden soyut ve gerçekliğin değişik açılardan nesnelleştirildiği, mimesis kavramının akılda tekrar işleme tabi tutularak daha özellikli bir yansıtma dönemine girildiğini söyleyebiliriz.   


Modern sanat dönemini imgelem ve onun artalan bilgisi açısından ele aldığımızda, farkındalığa yönelik aklın kullanımına ağırlık verilmesi, toplumlardaki dinsel ve ideolojik amacın yerine getirilmesi ve insan ilişkilerinin arzu edilen kıvama dönüştürülmesi görevi sanatın omuzlarına yüklendiği en verimli dönem olduğunu görürüz. Bunu, insanın kendini bulması ve toplumların düzenlenmesi maksadıyla, sanatın etkin gücünden faydalanmak üzere bir otama yöntemi olarak başvurduğu bir durum olarak da düşünülebiliriz. Sanatsal özden ziyade sanatın toplum üzerindeki etki ve eylem yönünün önde tutulması sanatsal değişim açısından dramatik bir sonuç üretmemiştir. Günümüzde de sanatın ekonomik ve tek merkezli yönlendirme kıskacı altında olması, modern sanat dönemine göre daha sıkıntılı durumda olduğunu söyleyebiliriz. O gün sanat, ideoloji ve inançların sırtına yaslanmış ise bugün de ekonomik kaygının ve bir diğer insanın sırtına yaslanmak zorunda bırakılmıştır. Modern dönemde hiç olmazsa bir ufka ulaşmak amacı vardı. Bilinmeyeni bulmak, doğruya, güzele ulaşmak, coğrafyasından hiç çıkmamışa yolunu göstermek gibi bir amacı vardı. Şimdi ise bir yere ulaşmak bir yana dünyada varoluşunun yanıtını bulamayan, sadece kazanç ve ben içerikli yönelimler dönemi yaşıyoruz. Modern sanat dönemi, çağdaş sanatın temeli ve doğumu için yapılan düzenlemelerin tümüdür diyebiliriz. Sanatın, kavram ve kuramlarının temelinin sarsılması, yeni önerilerin, soyut düşüncenin ve gerçeküstü dünyanın tasarımlanması, yeni bir evrene kanatlanıp uçma hazırlığı bu dönemin eseridir. Modern sanatın ileri aşaması olarak sözünü ettiğim hazırlık ve tüylenme evresi, özellikle son elli yılı, bana kalırsa post modern kavramı ile tanımladığımız döneme denk gelir. Yani çağdaş sanata geçiş dönemi. Post modern sanat anlayışının modern sanat anlayışına göre pek çok ülküyü sıradanlaştırdığı, çoğu kavram ve yönelimi parçaladığı bugün söylenegelen ölçütler arasındadır. Ancak bu dönemi, bir geçiş dönemi olarak düşünmek, tam tanımını bulamamış bir zaman dilimi olarak görmek daha akılcı bir yaklaşımdır.


Çağdaş sanatı diğerleriyle kıyasladığımızda, sanatın asıl yaratıcısına dönüşü olarak düşünebiliriz. En önemli özelliği ise, sanat yapıtının gerçek ve duyusal dünyasının hareketli olduğunun anlaşılmasıdır. Eserin insanla iletişime girmesinden sonra, iletilerini yaydığı sürece insan algısına göre biçimlenebiliyor olduğunun kavranabilmesidir. Çağdaş sanat, uçarı aklın bütün olanaklarını kullandığı sıra dışı yaratıların dünyasıdır. Uçarı akıl deyiminden kastım, aklın sınırlarını zorlama ve sınırları dışına taşma çabasıdır. Sanat eserinin de bu sınırsızlığa uyum sağlayabilmesidir. Oscar Wilde şöyle bir tümce kurar; “…Yaşam, sanatın en iyi ve yegâne öğrencisidir.” Öyle sanıyorum ki çağdaş sanatın kavramsal anlamı, bu tümcede gizlidir. Sanat akıl işidir; duygu ile fişeklenen aklın sonucudur. Aklın evrim sürecine göre şekillenir. Sanatın evrimi de aklın evrimiyle koşuttur. Bugün sahip olduğumuz deneyimsel bilgi sonucunda, tarafsız bir gözle baktığımızda görebildiğimiz erimde evrimsel bir sanat olgusunun varlığıdır ve hiç durmaksızın devinim halinde olan bir süreç yaşandığını gözle görebiliriz.


Genel olarak sanatın tarihsel sürecine ve bugüne kadar zamanına öncülük etmiş sanatsal akımları göz önüne aldığımızda, çok boyutlu bir sanat algısının, görüsünün ve duyusunun oluştuğunu söyleyebiliriz. Aklın ve duyuların evrimini, bilginin gelişimini ve kullanılabilirlik uzayını göz ardı ederek çağdaş bir zeminde sanatsal edimlerimize yer bulamayız. İnsanı, evreni, duyuyu, zihni, gerçek ve gerçek üstü algı ve değerleri, bugüne kadar üretilmiş tüm verilerle çözümleyip çağdaş sanat anlayışını içselleştirmeliyiz. Çünkü çağdaş sanat anlayışı, aklın sınırsızlığını, yaratıcılığın sonsuzluğunu, bilgi ve teknolojinin sınırsız kullanımını, duygunun gizil gücünü, algının verilerden bağımsızlığını anlatıyor. Eserin estetik dünyasının da bu özelliklere göre şekillendiğini açıklayabilmemiz için veriler sunuyor. Kısacası sanatın sınırsızlığını ve sonsuzluğunu gösteriyor. Sanatta sonsuzluk ve sınırsızlığa yanıt verebilmenin ön koşulu, sanatsal yaratı sürecini sağlam temeller üzerinde konumlandırmaktır. Çağdaş sanat, dünyayı algı biçiminin sınırsız form ve tasarımda yansımasıdır. Bunun da sonu ve sınırı yoktur.


Sanat tarihine konu olan, özellikle modern sanatın içinde var olan akımlar, diğer bir deyişle ...izm’li sanat yaklaşımları, numaralandırılmışlar ve ışıklı vitrinlere konmuşlardır. İnsan bilincine ve sanat anlayışlarına gerekli verileri kazandırmış akımlar olarak sanatta tarihsel bilgiyi oluşturmuşlar, etkilerini kendi içlerinde sağladığı sanatsal değerler ile kanıtlamışlar ve çağdaş sanatın içinde kendilerini değerleriyle yaşar kılıp köşelerine çekilmişlerdir. Sanatın ve bilginin tarihselliğini, metinler arası ilişkinin anlamsal boyutunu, sanatsal yaratıların sürekliliğini ve engin bir sanat deneyimini önümüze hazır bilgi olarak sermişlerdir. Burada şunu açıklıkla söylemek gerekir. Kübizmden sürrealizme, Fovizmden Dadaizm’e kadar pek çok sanatsal yaklaşım bu günkü sanat anlayışının bilgi birikimi ve deneyimini oluşturmuş öncü akımlardır. 


Kabul edilmelidir ki ..izm’li sanat akımları, deneyimsel bilgi zenginliği, görme ve sezi yetisi ile sanatsal gelişmelere evrimsel bir devinim kazandırmışlardır. Sanatçı bu akımların ürettiği bilgiye dayanarak görme ve sezi yetisini güçlendirmiş, beklenenden daha hızlı gelişen bir sanat evrenine girmiştir. Artık çağımızda parça bölük bilgilerle tanımlanması olası olmayan, çok boyutlu ve açık uçlu, aklın sınırlarını reddeden bir sanat yaklaşımını kucağımıza bırakmıştır. Bugünün sanatı ve sanat anlayışını, ancak ve ancak “evrimsel sanat” gibi küresel ve evrensel değerler dizisini de içerisine alan yaklaşımlarla anlaşılır duruma dönüştürebiliriz. 

Artık aklın yolu bir değildir; aklın yolu birden çoktur. Doğrunun doğruluk değeri açık uçludur. Bunun böyle olduğunun en somut göstergesi de şiir, mizah, resim, sinema gibi sanatlardır. Yıllardan beri doğru kabul edilen ama bugünün bilgisiyle yanlışlanabilen kuramlar ve fizik yasaları bunun en açık delilidir. Biz biliyoruz ki henüz bizim gerisinde olduğumuz, düşünce gücümüzün dışında kalan bir mantık ve düşün dünyası (nesnel ve gerçeküstü) vardır; biz bunları günümüzde ne işleyebilecek ne de anlayabilecek bilgiye sahibiz. Bilinç ve zekânın bunları tanımlayabilecek seviyeye ulaşmasını, yani evrim sürecini beklemek durumundayız. İşte “Evrimsel sanat” dediğim yaklaşım bu soru ve sorunlara şimdilik yanıt oluşturabilecek bir değerler dizisi olarak durmaktadır.  


Günümüz insanının sınırsız yaratıcılığı, bilimsel verilere dayalı beyninin çalışma gizilgücü, çalışma ve iş görme yeteneğinin sınırsızlığı, sanatı çok daha farklı boyuta, gelecekte ön göremeyeceğimiz bir biçim ve düzeye çekeceğinin habercisidir. Dijital ve bilgisayar teknolojisinin olanakları, yapay zekâ, sanal dünya tasarımı, ses ve görüntü teknikleri gibi çağın kazanımları, sanatı artık benzer biçim ve biçemlerden uzaklaştırmaktadır. Bu nedenle, bugün el birliği ile benimsenen “çağdaş sanat” tanımının, sanattaki bu hızlı dönüşümü ve gelişimi, daha doğrusu evirilişi karşılamakta yetersiz kalacağı kesindir. 


Sanattaki baş döndürücü gelişmeler, aklın gelişimi ile eşgüdümlüdür. Sanatın üç boyutta genişlemesi; bilgi ve yayımın yüksek devinime sahip olması; sanatsal bilgi, teknoloji ve bilimsel olgularla açık uçlu bir evrenin tasarlanması; sanatsal süreci yeni bir tanıma zorlamaktadır. Sanatta gözlenen bu sonuçlara göre, tüm sanatın edimlerini, dönüşümünü, gelişimini anlatan sanatsal kuram ya da yeni bir tanım getirmekte yarar olduğunu değerlendiriyorum. Böyle bir devinim, değişim, dönüşüm ve gelişimi karşılayabilecek, onu açıklayabilecek, açık uçlu olmakla birlikte her şeye yanıt verebilme olanağına sahip olacak tanım; ancak ve ancak “Evrimsel Sanat Yaklaşımı” olabilir. 


Klasik, modern ya da çağdaş gibi kavramlar geçmişe göre bulunduğumuz zamanın devinimini anlatırlar; oysa evrimsel kavramı, bugünden öncesini, bugünü ve bugünden sonrasının sonsuzluğunu, olay ve olguların var olan doğal ve yapay devinimle koşutluğunu anlatır. Evrim sözcüğü, sadece canlılardaki fizyolojik değişim ve koşullara uyumunu anlatmadığını; aynı zamanda bilincin; değişim, gelişim, dönüşüm gibi eylemlerini anlattığını düşünürüm. Bu düşünceden yola çıkarak, evrimsel sanat yaklaşımı, her sanatsal edim çoğulluğuna, bilim, teknoloji, yer ve zaman boyutu ile bunları başka bir açıdan görme gibi her tür sanatsal gelişime ve yaklaşıma yanıt verebilme olanağına sahiptir. Bir anlamda evrimsel sanat yaklaşımı; sanatta limitin olmadığını, düşün ve zihinsel etkinlik ile bilincin sonsuzluğunu ve sınırsızlığını anlatan bir bütünlüktür.
139 views
0 likes 0 comments

Comments

(0)

Sign in to comment

Sign in

No comments yet. Be the first to comment!